ŞİMDİ

buterfly, flower wallpaper, beautiful flowers, flower, nature, leaf, flower background, green

“Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz,” derdi Ralph Waldo Emerson “ama hiç yaşamıyoruz.“Mihaly Csikszentmihalyi, Akış: Mutluluk Bilimi

Sürekli bir şeylerin hazırlığını yapıyoruz. Yarın işe giderken ne giyecek, ertesi gün çocuğun beslenmesine ne koyacak, önümüzdeki hafta yapacağım sunum için eksiklerimi tamamlayabilecek miyim?… gibi önemli ya da önemsiz milyonlarca soru cümlesi tek tek iğneliyor beynimizi. Her an bir yerlere ve bir şeylere hazır olmak zorunda gibiyiz. Sanki her an bir askeri nizam içinde beklenti bombardımanına muhatap kalıyoruz.

Sahi zorunda mıyız? Kim bekliyor bütün bunları bizden? Kime ve neye karşı ve de ne kadar sorumluyuz yaptıklarımızdan?

Bir kaç gün önce hem anneliğine hem de iş hayatına hayranlıkla baktığım bir arkadaşım “Yetemiyorum Duygu hiçbir şeye!” diye isyan etti. Üzerine biraz konuşup derinlerine baktık. Ve anladık ki zaten zor olan süreçler son zamanlarda yaşananlardan dolayı daha bir zorlamaya başlamış bizleri. Ne yaparsak yapalım yine de bir şeyin eksik kaldığına şahit oluyoruz her gün. Bu da bizlerdeki yetersizlik duygusuna kazma vuruyor. Tam da oradan aldığımız darbe sarmal bir şekilde bütün yaşam kalitemizi etkiliyor.

Doğan Cüceloğlu Savaşçı adlı kitabında “İnsanın gerçeğini, onun algıladığı dünya oluşturur..” der. Algılarımıza göre hedeflerimiz ve eylemlerimiz şekil alıyor. Yaşam kalitemizde buradan besleniyor. Her an korku ve kaygının hüküm sürmesi doğal olarak bütün algımızı değiştirirken algımızın el sürdüğü her şeyi de bir şekilde yaralıyor.

Husserl’inHer bilinç kendine özgü bir niyet geliştirir. Ve bu niyet, o bilincin neyi algılayıp nasıl anlamlandıracağını etkiler.” sözünden yola çıkarak bu yayılan korku ve zayıflık bilincinden yine kendi öz bilincimizin gücü ile üstesinden geleceğimize inanıyorum. Elbette yetersizlik veya güçsüzlük gibi çarpıştığımız hisler olacak. Fakat sağlam bir öz bilince sahipsek bu süreci kendi yeterliliklerimizi ön plana çıkararak aşabileceğiz diye düşünüyorum.

Arkadaşımla yaptığımız konuşma sonrasında da zayıf düştüğümüz bu günlerde hangi güçlü tarafımız aydınlığa çıkarabilir onlara baktık. Her şeyden önce “Nefes” ve sonra da en iyi yaptığımız şeyler olduğuna karar verdik. Bize iyi gelen ve iyi olduğumuz alanlara daha çok asılmaya ve oradaki iyi enerjiden beslenmenin en iyi fikir olduğunu düşünüyoruz. Ertelemeden, hemen şimdi eyleme döküyoruz.

Ya sen? Sence ne bizi daha iyiye götürür?

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top